Amerikan patent enstütüsü başkanı Charls Duell 1899 yılında “icat edilebilecek her şey icat edildi” demişti.

GERÇEKTEN DE ÖYLE Mİ?

Şimdi size internetin “neredeeen nereye” dedirten hikayesinden bahsedeceğim. İnternet bize getirdiği yeniliklerin yanında bizden neler götürmüş hep birlikte inceleyelim:

Bildiğiniz üzere internetin icadı tarihte matbaadan sonra gelen en önemli icat olarak gösterilir ama enteresan olan şey internetin icat edilmeden önce kimse tarafından öngörülememiş olmasıdır.

(Bu öngürelememe mevzusunu açacak olursak;

Mesela yıllar önce gelecekte uçan arabalar olacağı söylenirdi,insanlar her yere bu uçan arabalarla gidecekti.Fakat milenyumun öncesine ait olan bu görüş milenyumu geçeli 18 yıl olmasına rağmen hala gerçekleşmemiştir.Bazı çalışmalar var fakat seri üretime geçecek kapasitede değil. Gerçi bu teknolojinin daha düz yolda araba hakimiyeti olmayan insanların eline geçerse nasıl bir kaos olacağı tamamen muamma.)

Tüm bunlar bize gösteriyor ki teknolojinin ne yönde evrileceğini öngörmebilmek çok zor. Mesela matbaa öyle değildir, matbaadan önce kitapları elle yazarak çoğaltmanın zorluğundan dolayı insanlar demişler ki bunu seri hale getirip kitapları daha hızlı çoğaltmamız lazım ve bunun üzerine çalışarak matbaa makinesini yapmışlardır (öngörülebilir bir şey yani).

Fakat internet tamamen deneysel ve kısıtlı bir çalışmanın sonucunda ortaya çıkmış ve herkesin kabulüdür ki dünyayı tamamen değiştirmiştir.

İlk olarak 1969 yılında internetinatası sayılabilecek ARPANET (Gelişmiş Araştırma Projeleri Dairesi Ağı) ortaya çıkmıştır.Bunlar ilk başta sadece 4 üniversitenin bilgisayarları arasında bağlantı kurabilen ağlardır. Zamanla başka üniversitelerin bilgisayarları da katılabilmiştir (bilgisayar dediysem şimdiki bilgisayarlar gibi düşünmeyin bunlar buzdolabı büyüklüğündeki biçimsiz kablo yığınları)

1971 yılında ise mektubu tarihe karıştıracak büyük bir olay gerçekleşmiştir. İlk kez bir bilgisayardan diğer bir bilgisayara yazılı metin yani  e-posta gönderildi. Rey Tomlinson isimli genç bir bilgisayar programcısı ARPANET üzerinden ilk gönderdiği e-postada “QWERTYUIOP” ilk bakışta anlamsız gibi görünse de anlamı çok basit. Bu adam e-posta sisteminin çalışıp çalışmadığını bilmedği için Q klavyenin en üst satırındaki harfleri sırasıyla kullanarak karalama bir metin oluşturmuştur.

Tüm bunlar olmasına rağmen o yıllarda hala internet diye bir tabir yok, ilk “internet” tabiri 1985 yılında kullanıyor ve 1989 yılına gelindiğinde halkın diline dolanıyor. Türkiye’ye ise 1993 yılında gelen internet ilk defa ODTÜ (Orta Doğu Teknik Üniversitesi) gerçekleşiyor. O yıllarda bilgisayar sadece zengin insanalr tarafından kullanılabilen bir lüks olarak görülüyordu bir de internet bağlantısı varsa değmeyin zenginlerin keyfine (!)

Türkiye interneti çok sevmişti. İnterten kafe furyası epey gelişti, hatta ilk internet kafe açıldığında o kadar büyük olay oldu ki gazetelerde haberi bile yapıldı.(Tabi bu büyük olay birkaç yıla kalmaz “abi masa 7 yi yarım saat daha uzatırmısın” a dönüştü)

Google gibi arama motorunun da ortaya çıkmasıyla öğrenciler o zamana kadar kalın kalın ansiklopedilerden saatlerce aradıklarını internet sayesinde saniyesinde ulaşır hale geldi.

2000’li yıllarda bir şeyler değişmeye başladı, internetin anlamı yeniden şekillenmeye başladı, “sosyal medya” ortaya çıktı.2004 yılında facebookla artık sıradan insanlar da içerik paylaşır hale geldi. Bunu YouTube, Twitter, İnstagram gibi farklı sosyal medya platformları da takip etti ve günümüzün vazgeçilmezlerinden olmayı başardı..

 

CEVAP BIRAKIN

Lütfen Yorumunuzu Yazın
Lütfen Adınızı Girin